Tatil Yerleri Seyir Rehberi
   
  HOME PAGE  
Tatil Seyir Rehberi Sosyal Medya

KÖYCEĞİZ

Koycegiz, right down the spread citrus groves around the lake from a plain, village homes, stagnant lakes, marshes around the lake, changing color from purple to blue mountain with an unusual right back ..!

koycegiz resimleri
  Köyceğiz Promotion
  Köyceğiz Photo
  Where should visit
  Shopping
  Recreation
  Food and Drink
  Accommodation
  Transportation
  Useful Information
  Köyceğiz Guide
  Guest Book
 

GEZİLECEK YERLER - KÖYCEĞİZ

 

 

 

 '' Köyceğiz'de, yeryüzündeki tüm orkestraların bin bir musikisi, yeşile dönüşmüş gibi... Kavaklar, salkım söğütler, okaliptüsler, günlükler, çınarlar ve çamlar... Artık hepsi değişik tonlarda yemyeşil...” Çetin Altan

Köyceğiz adının nereden geldiğine dair efsane ise şöyledir:
Üzerinde kurulu olduğu ovanın sular altında kalmasıyla felaketin seyrine gelen insanlar gölün doğu kısmında kalan birkaç evi ve insanı görünce: "Bütün şehir batmış, sadece kıyıda bir Köyceğiz kalmış." derler. Bu olaydan sonra, bugün hala gölün altında bir batık şehir olduğu söylenir.

Köyceğiz Gölü

Akdeniz'in güzelliğinden büyük bir parça alan yerlerden biridir Köyceğiz Gölü. Yuvarlakçay, Asar, Yangı, Kargıcık Çayı, Namnam Çayı ve Özsuyu pınarları ile beslenen Köyceğiz Gölü, Muğla ilinin sınırları içerisindedir.

Çevresinin doğal güzelliği, keşif noktaları ve bulunduğu kasabayla olan muhteşem uyumu, gören herkesin hafızasında büyük bir yer ediniyor. Caretta Caretta kaplumbağalarının yuvalama alanı olan göl, Dalaman Havalimanı’na 35 kilometre uzaklıktadır.
 
Köyceğiz Gölü tatlı su gölüdür.En ilginç özelliği doğal bir kanalla Akdenize bağlanmasıdır. Bu özellikteki göllere ''ayaklı göl'' adı verilir. Dünyamızda bu tür göllerin sayısı sadece 7 ' dir. Köyceğiz Gölü de bunlardan biridir.
 
Derinliği 20-60 metre arasında değişir.Bu gölümüzün bir ilginç tarafı da deniz seviyesinden 6-10 metre yüksek olmasıdır.Gölde her türlü tatlı su balığı bulunuyor.
 
Göl içersinde irili ufaklı 4 ada var.Gölün etrafı dağlarla çevrili ve bu dağların en yükseği'' ÖLEMEZ DAĞI' Göl çeşitli su sporları için de oldukça elverişli.

Bu yaz tatilinizde dinlenmek, tüm karmaşadan uzaklaşmak ve en önemlisi yenilenmek istiyorsanız, Muğla’daki günlerinize Köyceğiz Gölü’nü dahil etmenizi öneririz. Dilerseniz, Köyceğiz Gölü yakınında bulunan otellerde konaklayarak bölgedeki doğanın tadını doyasıya çıkarabilirsiniz. Hemen her zaman sakin olan gölde, yılın 8 ayında su kayağı yapılması mümkündür.
 
 
Muğla tatilinizde şehrin tarihi alanlarını da ziyaret etmeyi unutmayın. Aşağıda kısaca tanıttığımız Pınara Ören Yeri, Letoon Antik Kenti, Gümüşkesen Anıtı, Bodrum Antik Tiyatro ve Telmessos Antik Kenti listenize ekleyeceğiniz yerlerdan sadece birkaçıdır.
 

Sultaniye Kaplıcaları

 Muğla'nın Köyceğiz ilçesinde bulunan Sultaniye Kaplıcaları, Ekincik istikametine giderken karşınıza çıkacak keyifli vakitlerin habercisidir.
 
Sultaniye Kaplıcaları’nın tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Milattan önceki yüzyıllardan itibaren bir şifa yurdu olarak işletilmiştir. Roma, Bizans, Osmanlı ve Selçuklu döneminde halkın hizmetine sunulmuştur. Roma döneminde 400 hastaya aynı anda hizmet verecek kadar gelişmiş bir hastane durumundaydı. Kaynaklara göre, hastanenin girişinde “Tanrılar adına buraya ölüm giremez” diye yazılmıştır. Ölemez Dağı da adını kaplıcalardan almıştır.

Türkiye'nin en yüksek radyoaktivitesi olma özelliği taşıyan bu kaplıcalar, sularında klorür, kalsiyum sülfat ve radon bulundurmaktadır. Birçok hastalığa iyi geldiği bilinen Sultaniye Kaplıcaları; özellikle cilt ve kadın hastalıkları bulunanların ziyaret ettiği bir yerdir.

Romatizma Hastalıkları
Deri Hastalıkları
Kalp ve Kan dolaşımı
Solunum Yolları hastalıkları
Kadın hastalıkları
Böbrek ve idrar yolları hastalıkları
Mide ve bağırsak hastalıkları
Sinir ve kas yorgunluğu “Bünyesel yorgunluk”
Sinirsel hastalık
Eklem ve kireçlenme hastalığı
Göz hastalıkları
Ameliyat sonrası rahatsızlıklar
Beslenme bozukluğu rahatsızlığı

 
Kaplıcada bulunan kiralık odaların birinde konaklarken kaplıca sularının tadını çıkarmak size çok iyi gelecektir.
 
 
 
 

Yuvarlakçay

 Kaynayan suların yüzeye çıkması sonucu oluşmuş, doğanın en güzel parçalarından biri...
 
2294 metre yüksekliğindeki Sandras, Muğla bölgesinin enyüksek dağı. Dağın eteklerinde "saklı" duran iki "cennet" var. 400 metre aralığı 300 metre derinliği bulunan Topgözü Kanyonu ile yazın narenciye deposu ovayı sulayan Yuvarlak Çay, yemyeşil bitki örtüsü ve tertemiz havasıyla insana sağlık ve zindelik aşılıyor. Kayaların arasından çıkıp, gün ışığıyla tanışan kar suları seyrine doyulmayan bir şelaleye dönüşüyor. Başka söze hacet yok, burası; ovası, yaylasıyla, kanyonu, şelalesiyle bir "doğal mucize..! "

Köyceğiz, sırtlarında yeralan ve 2294 metreyle Muğla bölgesinin en yüksek dağı olan Sandras'ın eteklerinde bulunuyor.

Topgözü Kanyonu ;
 
.
Kanyon aralığı 400 metre, sonrası ise 300 metre derinliğinde bir uçurum. Kayaların arasından gün ışığına çıkan kar suyu burada şelale meydana getiriyor. Nisan-Mayıs aylarında, coşan sulara göğüs geren sert granit kayalar, akarsuyun şiddetinden cilalı gibi pürüzsüz olmuşlar. Çayhisar bölgesindeki taş dibinden çıkan sular Yuvarlak Çay'ı oluşturup yazın narenciye deposu olan ovayı suluyor. Çayın bir bölümü, Beyobası Köyü ve Köyceğiz'in Yangı bölgesinin içme suyunu sağlarken diğer bölümü Köyceğiz Gölü'ne dökülüyor. İçimiyle kaba bir su olmasına karşılık, çok soğuk olması çevredeki alabalıkların etine lezzet ve dirilik katıyor.

Yuvarlak Çay üzerinde irili ufaklı 20'ye yakın restaurant var. Bölge yemyeşil bitki örtüsüne sahip, hava ise temizden öte...tertemiz bir dağ havası
İsterseniz bütün gece kalabileceğiniz restoranlarda suyun üstüne kurulu ahşap teraslar su sesiyle yiyip içmek isteyenlerin mekanı. Oltayla alabalık tutanlara da rastlanıyor.
.
 
.
Restaurantlarda çiftlik balıkları fırında odun ateşiyle kiremitte pişirilirken köyün has tereyağı da kullanılıyor. El değmeyen sıcak kiremitte de sofranıza geliyor. Aynı fırında közlenmiş patlıcanlarla çoban salata mutlaka gönderiliyor.
 
Çevrede kalanların yemeğe geldikleri Yuvarlak Çay, akşamları kazak gerektirirken gündüzleri akan suya girilebiliyor. Yıl boyu açık tesisler, çay'a Tarzan gibi atlamak isteyenler için ağaçların yüksek dallarına uzunca ip bağlamışlar.
.
  
.
Su soğukluluğu yaz-kış aynı: 10 derece. Çayın yanına ağaçaltı hamaklar, uzak tenha köşelere oturma ünitelerinden oluşan localar yapmışlar. Çevreniz, yaprakları çaya atılınca koku veren mersin ağacı, nar, çınar, limon, ceviz ağaçlarıyla dolu.
.
 
.
Kış aylarında bölgede yaban domuzu, ördek avı da yapılıyor. Bıldırcın ve keklik gibi kuş türleri oldukça zengin. Çevrede yürüyüş alanları, restaurantlara yakın park sahaları ve kartlı telefon kulubesi bulunuyor.
.

.
Keşfiniz sırasında bazı yerlerinde suların ağaçların altından çıktığını gördüğünüzde şaşıracaksınız. Tüm stresinizi atmanıza yardım edecek olan Yuvarlakçay, yazın sıcaklarından bunaldığınızda yardımınıza koşuyor. Tahta çardaklarıyla serinletici havayı size ulaştırıyor adeta.
 
.
Ağaçlardan ve kayalardan su fışkırdığına şahit olacağınız Yuvarlakçay gezinizi bitirdikten sonra Muğla’nın önemli tarihi yerlerini ziyaret edebilirsiniz. Gökova Körfezi'ne uğrayıp ışıl ışıl renklerin sergisini izleyebilirsiniz.
 
 

Ekincik Koyu

 

'' AKDENİZ' İN SAYILI TABİİ YAT LİMANLARINDAN BİRİSİ OLAN EKİNCİK SİZLERİ BÜYÜLEYECEK ''

Köyceğiz'in Akdeniz kıyısında bulunan köyü Ekincik Koyu, uzun plajı, nefis koyu ve yat limanıyla, su sörfü, su kayağı ve yüzme için elverişli yerlerden biri.Her gelenin eşsiz bir yer keşfettim dediği ekincik tatilde sessizliği,huzuru,güzel deniz ve ormanı arayanlar için ideal bir koy.

Köyceğiz Belediyesi Ekincik Koyu Halk Plajı ve Tesisleri; Ekincik’e  gitmek isteyenler Köyceğizden 30 km.lik asfalt ve çok güzel manzaralar  eşliğinde yapılan yolculukla  Ekincik’e ulaşılır.Köyceğiz’den Ekincikle  Belediye otobüslerimiz ile servis yapılmaktadır.

 
Ekincik Koyu genellikle yat turizimcilerin en önemli uğrak yerlerinden biridir. Nedeni ise denizin temizliği ve görülmesi gereken bir manzara ve doğaya sahip oluşudur. Siz de Ekincik Koyu'nu mutlaka görmelisiniz. Bu bölgenin en lüks restorantlarından biri bu koydadır. Ayrıca Ekincik'te butik bir de otel mevcuttur.
 
 
 

Toparlar Şelalesi

TREAKİNG SEVENLERE ORMAN İLE SUYUN CAZİBESİ..... !! 

Antalya yolunda Köyceğiz'in biraz uzağında kalıyor. Yolun dağlık olan tarafında şelale yazısını görebilirseniz (küçükçe yazılmış)  oradan içeri girin. Araba ile otopark imkânı mevcut.Arabanızı bıraktıktan sonra biraz doğa yürüyüşü yapmanız gerekiyor. Ama bu yürüyüşe değer. 45 derece sıcakta çam ormanı içerisinde 10dk yürüdükten sonra şelaleye varılıyor. Suyu buz gibi ,insanı o sıcakta o kadar rahatlatıyor ki ....

Akköprü

Dalaman Çayı üzerinde MS.3.yılda Romalılar tarafından yapılmış.30 m.yükseklikte,50 m.uzunluğunda,iki kemerli ve 3 ayak üzerine oturtulmuş.Yapıldığı yıllarda Egeyi Akdenize bağlayan tek köprü olduğu tesbit edilmiş.Yapı taşlarının bazıları demir kancalarla birbirine tutturulmuş. Köprü hala yayaların geçişine açık.

 Kaunos Antik Kenti

Kaunos’u Dalyan’dan tekneyle de gelinebiliyor.  Ören yeri iskelesinden on dakikalık bir yürüyüşle Kaunos antik kentine ulaşılıyor. Denizden yatla gelenler Delikli Ada çevresinde demirleyip tekneyle  kanalı izleyerek iskeleye çıkabiliyorlar.

Kaunos ticari açıdan önemli bir liman kentiydi. Zamanla denizin alüvyonlarla dolmasıyla liman özelliğini kaybetti.

Tarihin babası Heredot’a göre Kaunoslular Karia’nın yerli halkındandı ama kendilerini Giritli sayıyorlardı. Coğrafyacı Strabon da Kaunos’un tersanesinin ve ağzı kapanabilen bir limanının bulunduğunu yazıyor. Kenti ikiz kızkardeşi ile uygunsuz ilişki kurduğu için sürülen Miletos’un oğlu Kaunos kurmuş. Dalyan’dan da görülebilen kaya mezarları ise MÖ. 4. yy’da yapılmış, daha sonraları Roma döneminde de kullanılmış.

Lykia tipi mezarların içinde ölülerin üzerine yatırıldığı üç taş yatak bulunmaktadır. Cephede iki İon sütunu, sütunların üzerinde firiz ve alınlık görülmektedir. Alınlıkların birinde arslan kabartmaları vardır.

Kentin limanı akropolün aşağısındaki Sülüklü Göl’dü. O zaman deniz Kaunos’un akropolüne kadar gelmekteydi.

Perslerin Anadolu’yu bütünüyle ele geçirmesi üzerine kent Mausolos’un yönetimine girdi. MÖ. 334’de İskender’in Persleri yenmesi üzerine Prenses Ada’nın, sonra Antigonos’un, daha sonra Ptolemaios’un yönetimine girdi. Rodos Krallığı, Bergama Kralığı ve Roma egemenlikleri altında kaldı. Limanın dolmasıyla önemini yitirmeye başladı.

 

Akropol 152 metre yükseklikteki tepeye kurulmuştur. Surların kuzey yönünde olanı orta çağdan kalmadır. Uzun sur limanın kuzey yönünden başlayıp Dalyan Köyü’nün ilerlerindeki sarp kayalığa kadar uzanıyor. Surun kuzey kısmı Mausollos döneminde yapılmıştı. Kuzeybatı yönündekiler Hellenistik dönemdendir. Limana doğru olanlar ise Arkaik Devir’den kalmadır.

 

 

Aşağıda tamamlanmayan bir daire biçiminde örülmüş ve yivsiz sütunları bulunan yapının arkasında üç basamakla yükseltilmiş podyum bulunuyor. Burada tapınağın kalıntıları görülüyor. Daire biçimindeki yapının  ne olduğu ise bilinemiyor.

Eski liman olan Sülüklü Göl’ün kuzeyinde yapılan kazılarda stoa ortaya çıkarıldı. Çevresinde bir çok heykel kaidesi bulundu, ama heykeller bulunamadı. Stoanın yakınındaki çeşme restore edilmiştir.

 

Surları ve kuleleri bütünüyle görmek için uzunca bir keşif gezisine çıkılması gerekiyor.

Kaunos antik kenti sonrasında isteyenler tekneyle Kaunos’un şimdi Sülüklü adı verilen göle dönüşen antik limanına  ve Çandır köyüne çıkabilirler.

Çandır köyünün iskelesinde gezi tekneleri sıralanır her zaman. İstuzu’na yanaşan yatlara hizmet verir bu tekneler. Alır Dalyan’a ve Çamur banyosuna taşırlar yat müşterilerini.

İskelede kayalara oyulmuş kovuklar  çarpacaktır gözünüze. Bunlar, Kaunos’a yük taşımak için  antik limana yanaşan gemilere fener görevi gören dev ateşlerin yakıldığı kovuklardır.


 

köyceğiz'e gittiğinizde aşağıdaki yerlere de mutlaka uğrayın

 

                                                        Pınara Ören Yeri

Pınara'nın tarihi İskender'den çok önceye, Troya'ya kadar gitmektedir. Troya Savaşı'nda Pınaralı okçu Pandaros'tan bahsedilir. Stroban ve daha sonraları Stephanos Byzantions Pınara'nın Lykia'nın çok önemli bir kenti olduğundan bahsederler. İskender'in ölümüyle Bergama Krallığı'na bağlanmış daha sonra Roma'nın bir şehri olmuştur. Bu dönemde canlanmış ve imar edilmiş ancak 141 ve 240 yılındaki depremlerden büyük zarar görmüş M.S. IX. yüzyılda terk edilmiştir. 1957'deki depremde de dağdaki kayalar aşağı kaymıştır.

Şehrin akropolü, üzerinde mezarların yer aldığı yuvarlak bir kayadadır. Buraya güneyden kayaya oyulmuş merdivenlerle çıkmak mümkündür. Akropolün etrafı bir surla çevrilmiş olup buranın Bizans Devri'ne  kadar kullanıldığı  doğu  kısmındaki Bizans  yapılarından  anlışılmaktadır.

Akropolün doğu eteğinde yer alan Pınara harabelerinde zengin mimarî kalıntıların bulunması eskiden refah içinde yaşayan bir kent olduğunu göstermektedir.

                                                       

                                                         Letoon Antik Kenti

Fethiye - Kaş karayolunun 65 km. güneye sapılan yoldan takriben 3 km. gidildiğinde Letoon Antik Kenti'ne ulaşılır.

Sair Ovidius'un anlattığı bir efsaneye göre, Zeus'tan hamile kalan tanrıça Leto, ikiz çocukları Artemis ve Apollon'u Delos'ta doğurur. Sonra Xantos Nehri'nin denize ulaştığı yere gelip, nehir boyunca Leto Tapınağı’nınn bugünkü bulunduğu yerdeki kaynağa varıncaya dek yürür. Kaynakta çocuklarını yıkamak isteyen, fakat yerli halk tarafından engellenen tanrıça, yöre halkını, izin vermemeleri sonucu kızarak kurbağaya çevirir. İşte Letoon Örenyeri'nin kuruluşu bu mitolojiye dayanmaktadır. Letoon Örenyeri'nde 30 yıldır yapılan kazılarda ele geçen buluntulara göre ilk yerleşim M.Ö. 7. yüzyıla kadar gider. Buradaki kalıntılar ve ele geçen kitabeler Letoon'un Likya Birliği döneminde politik ve dini bir merkez olduğunu göstermektedir.

 

Antik kent merkezinde, yan yana dizilmiş üç tapınak bulunmaktadır. Bunlardan en batıdaki Iyon düzeninde olup Leto'ya, daha küçük olan ve ortada yer alan tapınak Artemis'e, en doğuda, Dor düzenindeki tapınak ise Apollon'a aittir. Apollon Tapınağı yakınındaki Hellenistik çöplük alanı içinde bulunarak bugün Fethiye Müzesi'nde sergilenen üç dilli kitabe çok büyük bir önem taşımaktadır. Likçe, Aramice ve Grekçe ile yazılmış olan kitabe, Likya dilinin çözülmesinde çok büyük bir rol oynamıştır. Tapınakların güneybatısında, Nymphae kültüne adanmış çeşme binası ile bu çeşmenin doğu kenarında erken hristiyanlık dönemine ait kilise yer almaktadır. Örenyeri içerisinde ayrıca, bir stoa ve Hellenistik dönem tiyatro da görülmeye değer kalıntılar arasında yer alırlar.

 

                                                         Gümüşkesen Anıtı

 

Gümüşkesen mahallesi’nde yer alan anıt, antik dünyanın yedi harikasından birisi olan Halikarnassos Mausoleionu’nun Roma Dönemi kopyasıdır. Roma nekropolünün en gösterişli yerine yapılan anıt, ancak kente büyük hizmetleri geçen bir şahıs, soylu veya yönetici bir aileye ait olmalıdır.
Mezar anıtı; muhteşem taş işçiliği ve plan şeması ile Roma’nın Antoninler Sülalesi’nin hükümdarlık dönemi olan MS 2. yüzyılda yapılmıştır. Gömü odası olan alt kat, peristilli ikinci kat ve piramidal çatı olmak üzere üç bölümden oluşur. Alt katın duvarları düzgün yontulmuş büyük mermer bloklarla inşa edilmiştir. Duvar örgüsü Baltalı Kapı’nın duvar örgü tekniğiyle aynıdır. Anıtın çatısı baştan sona kabartma bitkisel ve geometrik motiflerle süslenmiştir.

 

Roma dönemi eseri olan Gümüşkesen Mezar Anıtı, UNESCO’nun “Dünya Kültür Mirası” listesine alınması için girişimler yapılmaktadır

                                                        Telmessos Antik Kenti

 

       

   

 

 Erken Roma döneminde yapılan ve M.S. II. yüzyılda onarım geçiren bu tiyatro yapılan kazı çalışmaları sonunda tiyatronun tüm unsurları ortaya çıkarılmıştır. Bir diozoma ile iki oturma grubuna sahip olan tiyatronun üst oturma sıralarının tamamı kordon çalışmasında dolgu malzemesi olarak kullanılmıştır. Mevcut 4 giriş ve çıkışlardan biri bozulmuş diğerleri sağlam kalmıştır. Tiyatroda bugünkü haliyle 2000-2500 kişi oturabilmektedir. Tiyatronun orijinalindeki oturma kapasitesi ise takriben 6000 kişiliktir.

 

Tiyatro Akropol’ün eteğindedir. 33 Oturma sırası bulunmaktadır. Tiyatronun batı yönündeki yapı kalıntılarından biri bazilika tipi kiliseye aittir. Diğerleri Roma Hamamı ve Tapınağa aittir.



Köyceğiz Tanıtımı  •  Köyceğiz Fotoğrafları  •  Gezilecek Yerler  •  Alışveriş  •  Eğlence  •  Lezzetler
Konaklama  •  Ulaşım  •  Faydalı Bilgiler  •  Köyceğiz Rehberi  •  Sizden Gelenler

ANA SAYFA
TÜRKİYE GEZİ REHBERİ


 
 
GEZİLECEK YERLER
                 
TATİL YERLERİ   ROTA   DOĞA HARİKALARI   TARİHİN İZLERİ   TARZ
ABANT
ADALAR
AKARCA
AKBÜK
AKÇAY
AKYAKA GÖKOVA ORMAN KAMPI
ALAÇATI
ALANYA
ALTINOLUK
ANADOLU YILDIZLARI
ANTALYA
AVŞA ADASI
AYVALIK
BEHRAMKALE(ASSOS)
BELDİBİ
BELEK
BODRUM
BURHANİYE-ÖREN
BÜYÜKADA-İSTANBUL
ÇANDARLI
ÇEŞME
DALYAN
DATÇA
DEMRE
DİDİM
DİKİLİ
DOĞANBEY
EFES
ERDEK
FETHİYE
FİNİKE
FOÇA
GAZİPAŞA
GÖCEK
GÖKOVA
GÖLCÜK
GÖNEN
GÖYNÜK
GÜMÜLDÜR
KABAKKOYU
KALKAN
KAPADOKYA
KARABURUN
KAS
KAZDAĞLARI
KEKOVA
KEMER
KÖYCEĞİZ
KÜÇÜKKUYU
KUMLUCA
KUŞADASI
MANAVGAT
MARMARA ADASI
MARMARİS
MORDOĞAN
ÖLÜDENİZ
OLYMPOS
ÖZDERE
PAMUKKALE
Burada Reklamınız Yayınlansın
SAFRANBOLU
SEFERİHİSAR
SELÇUK
SERİK
SİDE
SIĞACIK
ŞİLE
ŞİRİNCE
TEOS
TÜRKİYE ÖZEL-A
TÜRKİYE ÖZEL-B-Ç
TÜRKİYE ÖZEL -D-E
TÜRKİYE ÖZEL- F-G
TÜRKİYE ÖZEL -H-İ
TÜRKİYE ÖZEL-K
TÜRKİYE ÖZEL-L-N
TÜRKİYE ÖZEL-O-R
TÜRKİYE ÖZEL -S-Z
ULUDAĞ
ÜRKMEZ
URLA
YEDİGÖLLER
EGE
AKDENİZ
KARADENİZ
MARMARA
ANADOLU

AĞRI DAĞI
BOZDAĞ KAYAK MERKEZİ
BÜYÜK DENİZ GÖLÜ
CİLO BUZUL DAĞI
DALYAN
DÜDEN ŞELALESİ
ESENTEPE KAYAK MERKEZİ
FIRAT VE DİCLE
GALA GÖLÜ
GİDEN GELMEZ DAĞLARI
HARİKALAR SAHİLİ
İĞNEADA SUBASAR ORMANLARI
IHLARA VADİSİ
İNSUYU MAĞARASI
İSTANBUL BOĞAZI
İZTUZU
KAÇKAR DAĞLARI
KAPADOKYA
KARAPINAR ÇÖLÜ
KARTALKAYA KAYAK MERKEZİ
KARTEPE KAYAK MERKEZİ
KELEBEKLER VADİSİ
MAŞUKİYE
NEMRUT DAĞI
ÖLÜDENİZ
PALANDÖKEN KAYAK MERKEZİ
SAKLIKENT
SALDA GÖLÜ
SULTAN SAZLIĞI
test12
TORTUM ŞELALESİ
VALLA KANYONU
YERKÖPRÜ ŞELALESİ
APHRODISIAS
ASPENDOS
EFES
HATTUŞAŞ
HIERAPOLIS
İSHAK PAŞA SARAYI
KEKOVA
KIZ KULESİ
MERYEM ANA
MEVLANA MÜZESİ
MİDAS ANITI
MİLET
PERGAMON
PERGE
SAGALASSOS
SÜMELA MANASTIRI
TROY
YAZ KIŞ DOĞA DENİZ YAYLA DAĞ MAĞARA BOTANİK KUŞ GÖZLEMCİLİĞİ ROMANTİK EĞLENCE HAVA SPORLARI SU SPORLARI SÖRF DALIŞ GOLF TEKNE TURU YATÇILIK TARİH İNANÇ SAĞLIK KONGRE FUAR

KONAKLAMA
AĞAÇ EVLER OTEL PANSİYON TATİL KÖYÜ ÇADIR KAMP

                REKLAM AJANSI